24 Ekim 2009 Cumartesi

laktik asitin hayatımdaki yeri

yanaklar varlar ve yanarlar. sinüzitten veya ateştendendir dese sevdiceğim. yanaklara birer pıska, alnımda biraz baskı. baskı demişken, stresin sebebidir öğretmenim, siz daha iyi bilirsiniz. stresse sadece midemi bulandırır. bildiğiniz gibi belirtiler arasında var. yurt çapında belirlenmiş beşyüze yakın domuz gribi şakası var. ve de öksürük. öksürükler başımı ağrıtıyor.
başımın ağrısı gözlerime, ellerime, telgrafın tellerine...
şurdaki kız bir ikarusmuşcasına öksürüyor, niye okula gelmiş.(kız gitsin, kız siktirsingitsin)
beyler bakkaldan biraz sessizlik ısmarlayalım.başım biraz rahatlar, hem somutlaştırma örneği olarak kullanırız, hem de kızlar sokaktan istediği.. bu arada öğretmen arka sırada test çözmeye çalışan öğrencilere yaklaşarak bağırır: 'dersi dinlemeyecekseniz evinize gidin.'(bağırmayan taraftarlar siktirirgiderler) başımın ağrısı beni sinirlendirir.
-hayır, henüz hasta değilim mataramda buzlu su, şartların olgunlaşmasını bekliyorum.

hoca ders anlatıyor.tenefüse altı dakika

12 Eylül 2009 Cumartesi

herkesin miladı kendine

eğer bi başlangıç yapacaksam, come together'ın başının bana eşlik etmesini isterim. masa üzerindeki kurşun kalemi ucundan bastırınca çıkan titreme sesi

16 Ağustos 2009 Pazar

uykuyla ilgili bi kaç sorunum var. ama sanırım bunlardan en garibi uyandıktan sonra başıma gelen, daha doğrusu aklıma gelen ilk düşüncelerle ilgili. uyandırılıktan sonraki o uykuyla uyanıklık arasındaki hayalden gerçeğe geçiş anında aklıma normalde hiç merakım olmayan isimlerin gelmesiyle alakalı. elin ofelia'sının hayalden gerçeğe geçişi bi dağın tepesinde tek başına duran ve kendisine dokunanlara ölümsüzlük veren bi gülle, alexandria'nınki salvador daliyle olurken benimkinin bildiğin hulki cevizoğluyla, nasuh mahrukiyle olması biraz değişik hissettiriyor. öyle ki hissi tam olarak tanımlayamıyorum bile

-the fall'a da kurban olabilirim.orası ayrı tabii

13 Ağustos 2009 Perşembe

oyunu başkalarının kurallarıyla oynamaktan sıkılmış adamın hikayesi:
adamımız o sabah 1 saat geç kalktı. -hasiktir, dersaneye geç kalmıştı

25 Temmuz 2009 Cumartesi

biraz sıkıldım hadi arcticmonkeys dinleyelim

anneannemin bahçesinde tam beş tane ağaç var. bunlar birer tane erik,elma, kayısı ve iki tane vişne ağacı. iyi ki daha fazla ağaç yok. eğer olsaydı ben beşten fazla saymayı bilmediğim için yine beş tane ağaç var derdim. bu, bir gerizekalı olan benim biraz canımı sıkardı.

ben sıkılırsam mesela meyve suyu olabilirim. elma, erik, kayısı ve vişneden oluşan karışık bir meyve suyu. markam dimes olursa tadım güzel olabilirdi, aroma olsam kutumdan suyumla birlikte meyve parçacıkları çıkabilirdi. meyve suyu olduktan sonra birisi tarafından marketteki rafımdan alınır ve eve getirilirdim. bardaklara akardım. bir bilinç gibi akardım. insanlar beni içerlerdi. meyve suyu zevk veren bi içecek olduğu için insanlar benim sıkıntılarımdan zevk alırlardı. bense bu sadece burda görünmüyor diye kendimi avuturdum.

bütün bunlar için biraz sıkılmam yeterli olacaktır. can sıkıntısı böyle bir şeydir. her yerde bulunur ama marketlerde bulunmaz. ne garip. kasiyerle sorarım:
-pardon, sizde can sıkıntısı var mıydı acaba?
-evet, biz burda çok sıkılırız ve size aşık olduk. çünkü siz bizi anladınız.
-olur mu öyle şey, derim. ben bir gerizekalıyım ve bundan sonra aşık olmayı yasaklıyorum.
-ay ilahi, bizi eğlendiriyorsunuz. size olan aşkımız gittikçe artıyor.
-olmaz öyle şey, derim. daha önce hiç aşık oldunuz mu?
-hayıır.
-o zaman bunun aşk olduğunu nerden biliyorsunuz?

öyle kalakalırlar. ehehe benim izlediğim filmi izlememişler der, marketten kaçarım. ben marketten kaçarken gören güvenlik görevlieri peşime takılınca onları öldürürüm.

gerizekalı olduğum için namazla, niyazla yükümlü tutulmadığımı, direk cennete gideceğimi öğrendiğim günden beri beş tane adam vurdum. aslında burda biraz canım sıkılıyor ama adamları öldürdüğüm için değil. çünkü bu durum için bi söz duydum: ben böyleyim. bunu söyleyen kişiyi de öldürdüm. minimalist bi bekleme salonu olan doktoru, iki güvenlik görevlisini, beni hala yakalayamayan bi kaç polisi falan.

can sıkıntısı böyle bi şeydir. can denilen şey aslında sıkılmaz yani suyu falan çıkmaz ama canınız sıkılınca onu o kadar çok tekrarlarsınız ki suyunu çıkarıverirsiniz. böyle yapanları da öldürürüm.

19 Temmuz 2009 Pazar

janelle monae istanbula gelsin, siz buralarda oturun. dersaneye falan gidin. aferin.

04 Temmuz 2009 Cumartesi

gugli gugli gugli

hastalık belirtilerini okuyup da kendime zırt pırt teşhis koyduğum için artık hastalık belirtisi okumuyorum. bu yüzden insomnia değilim ama bi güç var. mesela üst komşum. mesela yarım açılmış pencere yüzünden kuşlar. yine kuşlara kızamıyorum; kimbilir kimin karnından çıktılar. ama günün birinde üst komşularını katlettikten sonra kaçan ve yerleştiği diğer evde tekrar üst komşularını katletmesiyle ünlenen bi seri katil haberine rastlarsanız aklınıza bi anlığına ben geleyim. benden şüphelenmeyin de şöyle bi hatırlayın lan.